Sarıgerme plajı

Eski adı Osmaniye olan Sarıgerme Köyü’nün dünyaca bilinen plajı. 7 km uzunluğunda, kumsalı oldukça geniş, denizi sığ. Plajın hemen karşısındaki “Babaadası”, sahilin gözcülüğünü üstlenmiş durumda. Dalgakıran görevi de üstlenen adaya yüzerek ulaşmak zor değil. Adanın yükseklerine çıktığınızda, dalgaların dövdüğü Sarıgerme Plajı’nı, plajın arkasındaki ormanlık araziyi, denizde yüzen tekneleri ve yelkenleri uzaktan seyretmek insana müthiş bir keyif veriyor.

 

Plajın kumu ayağınızda kadifemsi bir his bırakıyor ve plaj boyu yürüyüşleriniz sırasında ayaklarınıza doğanın eli değiyormuş duygusuna kapılıyorsunuz. Ne bir çakıl taşı, ne de bir yosun parçası çarpıyor ayağınıza.

 

Plaja ulaşmak için Sarıgerme Köyü’nün içinden kalkan “Çekçek” ile ağaçların arasından kısa ve keyifli bir yolculuk yapmanız gerekiyor. 1995 yılından önce sahipsiz bir kumsal olan Sarıgerme Plajı, o yıllarda kurulan SARÇED (Sarıgerme Çevre ve Eğitim Derneği) sayesinde bugün Türkiye’nin en önemli kumsallarından birisi haline gelmiş. Plajın sahil düzenlemesi yapılmış, hemen kıyısına çay bahçeleri, kabinler, duşlar yerleştirilmiş. SARÇED tarafından işletilen plajın giriş fiyatı ise gayet makul.

Pisilis antik kenti

Sarıgerme’deki İberotel sınırları içinde kalıyor: Halen görülebilen harabeler, duvarlarla çevrili şehir merkezi (M.S. 4 ve 6. yüzyıl ), bunun dışında kalan birkaç büyük yapı ve mezarlık… Şehir merkezi kayalık bir tepe üzerine kurulu. Antik kent kalıntılarından, Pisilisin şehir yapısının dar caddeler ve sokaklar, birbirine yakın dar ve genellikle iki katlı evler şeklinde olduğu tahmin ediliyor. 50-70 cm. kalınlığındaki dış duvarlar taş, tuğla kırıkları ve horasanlar (Roma betonu = Opus Caementitium); damlar ise tahta kalaslardan ve kerestelerden yapılma (kalaslar hala görülebilmekte)… Şehir duvarlarının yüksekliği yaklaşık 10 metre, kalınlığı ise 3 metre kadar ve bunlar da Roma betonundan inşa edilmiş. Şehrin yaklaşık dörtte biri, güneydoğudan gelen göçmen kumullarla örtülmüş.

 

Şehir duvarlarının dışında, otel bungalovlarının olduğu bölümde bir anıt mezarın heybetli taş kütle-temeli bulunuyor. Üçlü bazilikanın kalıntıları, batı duvarının batısında ve “Büyük Nischen-Bazilika” kalıntıları kuzey duvarının kuzeyinde yer alıyor. Mezarlığın kalıntıları (tahminen krallık zamanının nekropolü) otel bungalovlarının güneydoğusundaki tepeden görülebilirken, kayalık arazide beşik tonozlu evler ve büyük bir hol dikkat çekiyor. Sahilin önünde bulunan Babaadası’nda da bir Roma mezarlığının kalıntıları yer alıyor.

İztuzu plajı

Carreta Carreta’ların güvenip, yavrularını emanet ettikleri ender plajlardan biri İztuzu Plajı. Dünyada, doğallığını koruyan ikinci plaj olma ödülüne de sahip İztuzu, tam bir doğa harikası. Bir tarafı tatlı su, diğer tarafı Akdeniz olan bu kumsalın bir benzerinin daha olmadığı söylenir. Denize dikey uzanan dağların dibinden başlayıp dalyan deltasının ağzını kapatan plajın kumları, altın sarısı ve incecik. Denizi ise kristal berraklığında ve sığ.

İztuzu, antik çağda Kaunoslar tarafında kullanılan bir limanmış. İztuzu’nda bulunan bir yazıttan antik çağda buranın bir gümrük kapısı olduğu ve Kaunosların tuz, köle ve tuzlu balık sattıkları belirlenmiş.

 

Plajda sizi bekleyen bir sürpriz de denizle kumsalın dansı. Denizin etkisiyle oluşan görüntüler, doğada yaratıcılığın sınırsız olduğunun güzel bir kanıtı. Plajın uzunluğu 5400 metre. Soyunma kabinlerinin dışında hiçbir yapılaşmaya izin verilmiyor. Ayrıca Caretta Caretta yumurtalarına zarar vermemesi için sahile kedi, köpek gibi evcil hayvanlar sokulmuyor. İşaretli yerlere şemsiye yerleştirmek de yasak.

 

İztuzu Plajı’na iki şekilde ulaşılıyor. Dalyan rıhtımından kalkan teknelerle sazlıklar arasında 35-40 dakikalık keyifli bir yolculukla yada  Dalyan postanesinin yanından kalkan minibüslerle 15 dakikalık bir yolculuk sonrası. Sülüngür Gölü’nü dolaşıp çam ağaçlarının arasından gelinen bu yolculuk da en az tekneyle yapılan kadar keyifli. Ancak bize sorarsanız yine de tekne yolculuğu tercih edilmeli.

Kaunos antik kenti

Kaunos antik kentinin kuruluşu M.Ö. 10.yy kadar dayanıyor. Araştırmalar sonucunda Kaunos’ta Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar bulunmuş. Antik çağda önemli bir liman konumunda olan şehir, Dalyan deltasının oluşması nedeniyle bugün deniz kıyısından uzaklaşmış. Antik çağın önemli coğrafyacısı Strabon (Skylaks) “Kaunos kıyıdadır ve Calbis yanında akar” demiş. Kaunos, coğrafi durumu göz önüne alındığında Karya’nın güney kıyısında, Rodos’un karşısındadır. Çevresi, kuzeyde Menderes ovasına açılan dağlarla, batı yönde ise denize bakan Kaya mezarları ve vadileriyle Karya’nın öteki kısımlarından ayrılmış; yüzünü doğuya ve güneydeki Likya’ya çevirmiş.

 

Doğu Akdeniz ve Ege Deniz’i arasında karşılıklı olarak seyreden gemiler için, o zamanlar fevkalade stratejik bir liman şehriymiş Kaunos. Herodot, “Kaunoslular bana kalırsa buranın yerlisidir, kendileri Girit’ten gelme olduklarını söylerler. Dillerinde Karya etkisi vardır yada Karya dilinde onların etkisi. İyice açılığa kavuşturamadığım bir noktadır bu” der. Kaunoslar’ın başka hiçbir toplulukta rastlanmayan adetleri varmış. Şöyle der Herodot:  “…Fakat bunların adetleri Karyalılar’ın ve diğerlerinin adetlerinden ayrılır. Bunların en çok saygı gösterdikleri adetlerinden biri dostların, yahut yaşça akran olan kimselerin, ister erkek, ister kadın, ister çocuk olsunlar, bir arada toplanıp şarap içmeleridir.” Tüm bunlar, değişik geleneklerinden dolayı Kaunoslar’ın Karya ve Likya medeniyetlerinden ayrıldığını gösterir.

 

Kaunos’un Karya-Likya sınırında kurulduğu söyleniyor. Antik Kaunos Kenti denizden 152 metre yükseklikte, Akropolis ile onun güneybatısındaki, yüksekliği yaklaşık 50 m. olan Küçük Kale ve bu iki tepenin kuzeybatı eteklerinin oluşturduğu denize bir dil gibi uzanan yarım ada üzerine kurulu. Arkaik ve Erken Klasik Çağlarda Kaunos, Akropolis ve Küçük Kale’nin sırtlarında geçen surlar ile şehrin ortasında, Agora’daki Vespasian Çeşmesi’nin 30 metre güneydoğusunda açığa çıkartılan sur duvarlarının arasındaki çanak içinde bulunuyordu.

Kaunos’taki tiyatro, konumu ve mimarisi ile dikkat çekici. En az 5 bin oturma kapasiteli tiyatro güneybatıya dönük. Antik tiyatro sahne, oyun yeri ve oturma sıraları olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. Bugün tiyatro, sahne ve bazı oturma sıraları hariç genelde iyi durumda. Orkestra kısmı toprakla dolmuş. Tiyatronun batı yönündeki yapı kalıntılarından biri bazilika tipi kiliseye, diğerleri Roma Hamamı ve tapınağa ait. Aşağıda tamamlanmayan bir daire biçiminde örülmüş ve yivsiz sütunları bulunan yapının arkasında, üç basamakla yükseltilmiş podyum bulunuyor. Burada tapınağın kalıntıları görünüyor. Eski liman olan Sülüngür Gölü’nün kuzeyinde yapılan kazılarda stoa ortaya çıkarılmış. Çevresinde birçok heykel kaidesi bulunmuş ama heykeller bulunamamış. Stoanın yakınındaki çeşme ise restorasyondan geçmiş.

 

BİR EFSANE

Efsaneye göre Apollon’un oğlu olan Karya Kralı Miletos’un biri erkek biri kız olmak üzere ikiz çocukları dünyaya gelir. Erkek olana Kaunos, kız olana Byblis adı verilir. İkizler birbirini çok sever. Byblis’in erkek kardeşine olan sevgisi o kadar büyüktür ki, onu bir an görmese huzuru kaçar. Byblis’in bu sevgisi artık kardeş sevgisini aşmaya başlamıştır. Bir gün Byblis dayanamaz, kardeşine bir mektup yazar ve sevgisini açıklar. Bu durumu öğrenen Kaunos çok üzülür ve utanç duyar, en çıkar yolun kenti terk etmek olduğuna karar verir ve yandaşlarından bir grup ile beraber, bugün kalıntılarını gördüğümüz Kaunos kentinin bulunduğu yere gelir. Ve burada bir kent kurarak kente kendi adını verir. Byblis ise bir daha ikiz kardeşini görememenin üzüntüsü ile çılgına döner, onu aramak için dağlara doğru koşar, gözyaşları sel gibidir. Kardeşini bulamayacağını anlayan Byblis, hayatına son vermek ister ve yüksek bir kayanın üzerinden kendini atar. Nympeler (Su Kaynağı Tanrıçaları) ona acır ve Byblis’i bir pınara dönüştürürler. Efsane bu ya, derler ki, Calbis Nehri (Dalaman Çayı) Byblis’in gözyaşlarından oluşmaktadır.

Caretta caretta

Dünyada soyu tükenmekte olan canlılar listesinde yer alan bu sevimli deniz kaplumbağaları, yumurtalarını bırakmak için Dalyan’daki İztuzu Plajı’na geliyor. Fransa, İtalya ve Uzakdoğu ülkelerinde lüks yiyecek olarak tüketilmesinin yol açtığı aşırı avlanma, Caretta Caretta neslinin neredeyse sonunu getirmiş. Dalyanlıların çabalarıyla şu an İztuzu Plajı koruma altında.

 

Caretta Caretta’ların boyları 115 ile 150 santim arasında değişiyor. Ağırlıkları ise 150 kiloyu bulabiliyor. Kabuğu toprak, karnı ise turuncu (oranj) renginde. Genellikle yosun yiyerek beslenen Caretta Caretta’lar koloniler halinde yaşıyor. Ömürlerinin ortalama 70 yıl olduğu tahmin ediliyor. Normalde 2-3 yılda bir yumurta yapan Caretta Caretta’lar oritasyon adı verilen bir içgüdüyle yumurtalarını sadece kendilerinin dünyaya geldiği kumsala bırakıyor. Çeşitli çukurlar açan kaplumbağa (belki yumurtaların hangi çukurda olduğunun belli olmaması için, belki de nem oranını kontrol ederek en uygun yeri seçiyor) 80 ile 100 arasında yumurtasını bu çukurlardan birine gömüyor. Yavrular 1,5 – 2 aylık kuluçka döneminden sonra gece vakti yumurtadan çıkıyor ve ufuk aydınlığını kullanarak denize doğru yöneliyor. İztuzu Plajı’nda kuluçka dönemi mayıs-temmuz ayları arasındaki 55-60 günlük zaman aralığı. Yavrular temmuz ayı başlarında yumurtadan çıkıyor ve bu olayın eylüle kadar devam ediyor.

 

Uzmanlara göre, her yüz yumurtadan çıkan bir, iki yavrunun yaşaması bu canlıların neslini sürdürmesi için yeterli. Yumurtadan çıkan yavrular, eğer çevrede başka bir ışık yansıması varsa ölümlerine neden olacak yanlış hedeflere yöneliyor. Bu nedenle gün batımından doğuşuna kadar İztuzu kumsalına girmek, yerel yönetimler tarafından yasaklanmış.

Kaya mezarları

Kimi yerler vardır tarihin tüm ihtişamını somut bir şekilde gözler önüne serer. Tarihin kuramsalı değil, somut kanıtlarıdır onlar. Dalyan’da bulunan kaya mezarlarını gördüğünüzde tarihin büyüklüğü karşısında ruhunuzun ezildiğini hissedersiniz. Zamanın tüm acımasızlığına karşı bin yıllardır ayakta kalan, geçmişin sırlarını geleceğe taşıyan ölümsüz kaya mezarlarına baktığınızda taşların dile geldiğini düşünüyorsunuz. Denize yer yer 80 derecelik açılarla yükselen kayalık dağların içleri, devasa kayalar hayret verici bir incelikte oyularak şekillendirilmiş mezarlar, aklın sınırlarını zorluyor.

 

Arkeologlara göre bu mezarlar antik Kaunos kentinin zenginliği ve gücünün bir göstergesi. Bugün hala büyük bölümü siperlerine kadar 7-8 metre yüksekliğini koruyor. İon tapınağı görünümünde yontulmuş olan kaya mezarları içinde ölülerin konması için yan yana, üç taş sıra bulunuyor. Anıt mezarların ön cephesini süsleyen İon sütunları zedelenmiş. Alınlıkların yalnızca birinde, yüz yüze bakan aslan kabartması dikkat çekici.

Çamur banyosu

Köyceğiz Gölü’nün Dalyan Deltası ile birleştiği noktaya yakın bir yerdeki güzellik çamuru, Dalyan iskelesinden kalkan günlük turların ilk uğradıkları nokta. Dustin Hoffman, Sting ve Uma Thurman gibi ünlülerin de bu bölgeye geldiklerinde uğradıkları bir yer. Doğal çamurun oluştuğu yerde işletme yapımına şu ana kadar izin verilmemiş. Giderek daha çok ziyaretçi alan bölgede vücuda sürülen bu çamurun bir faydasının olduğu şu ana kadar bilimsel olarak ortaya konulmamış ama bölgede yaşayanların anlattıklarını yazmadan geçemeyeceğiz. Söylenen o ki, çamurun üzerinizde kuruması sonucu teniniz geriliyor ve seanslara devam edildiği takdirde kırışıklıklar azalıyor. Çamur maceranızdan hemen sonra gene işletme içinde yer alan sıcak su kaynağına giriyorsunuz. Kaynağın, romatizmaya, bel rahatsızlıklarına, siyatiğe iyi geldiği söyleniyor.

 

Bizim gözlemlediğimiz kadarı ile, sürülen çamurun vücut üzerinde fiziksel değişiklik ve orada bulunan ziyaretçiler arasında animasyon yarattığı bir gerçek. Bölgede birbirlerinin çamurlu hallerini gören turistler şakalaşıyor ve bol fotoğraf çektiriyor. Sanırız bölge de, bu sayede eğlenceli bir aktivite kazanmış.

Dalyan deltası

Dalyan’a gelip de mavi yengeçlerin sığınağı ve kuş gözlemcilerinin en favori yerlerinden deltada tekne turu yapmadan dönmek olmaz. Doğa harikası Dalyan Deltası’nın nefes kesici panoramasını; dev bir labirentin içindeymişsiniz yada yukarıdan bakıldığında dünya haritası üzerindeymişsiniz hissini veren sazlıkların büyüsünü yaşamadan, doğayla iç içe olmak nedir sorusuna ‘doğru’ bir yanıt verilemez.

 

Tekne, sazlıklar arasında yol alırken, yanı başınızda yükselen yalçın kayalıklı dağların ihtişamı size doğanın burada tüm cömertliğini sunduğunun bir kanıtı. Dünyanın pek çok yerinden gözlemciler, insanoğluna adeta balık yakalamanın nasıl olduğunu gösteren uzun gagalı ve rengarenk yalıçapkını gibi nadir türleri görmek için, sazlığında 180 çeşit kuş türünün yaşadığı Dalyan’a geliyor.

 

Sağ tarafınızda tarihi Kaunos kentinin surlarını görebiliyorsunuz. Tekne ilerledikçe yön duygunuz tamamen kayboluyor; şimdi sağa sapacak derken, bir bakıyorsunuz ki tam tersi yöne kırıyor dümeni kaptan… Coğrafi şartlardan dolayı, dalyan deltasında zamanla kıvrımlar ve göller oluşmuş. Dalyan Deltası’ndan denize doğru ilerledikçe Ege’yle Akdeniz’in buluştuğu, ister tatlı suda, isterseniz tuzlu suda yüzebileceğiniz, dünyanın en iyi ikinci doğal plajı seçilen İztuzu Plajı’na ulaşıyorsunuz.

 

Deltadan yukarıya doğru ilerledikçe ise Köyceğiz Gölü’ne ulaşıyorsunuz. Eğer günlük turlardan biri ile yolculuk yapıyorsanız, turların, delta üzerinde çamur banyosundan sonra ikinci uğrak noktası Köyceğiz Gölü. Tekneler tam gölün ortasında demirliyor ve tatlı sularda yüzmenin keyfini sunuyor. Bu arada Dalyan Deltası’nda gezerken karşınıza çıkacak dalyanlara da (balık üretme çiftlikleri) şaşırmayın.

Trionxy

Uzun yıllar Caretta Caretta türü kaplumbağalarla gündeme gelen Dalyan’da, yaşam alanı Dalyan kanalları olan ve türü giderek azalan Trionyx Triunguisler de (tatlı suda yaşayan bir kaplumbağa türü) hak ettiği ilgiyi son yıllarda görmeye başladı. Dalyan kanallarında sıkça rastlayabileceğiniz Trionyxler için bütün Akdeniz’de yapılan araştırma sonucu 1000 civarında erişkin kaplumbağa bulunmuş ve bu sayının büyük bir oranının Dalyan’da yumurtladığı belirlenmiş. Trionyxler güneşlenmek yada yumurtlamak için karaya çıkabiliyor ve karada hareket hızları çok yüksek.

 

Kabuk uzunluğu 1,20 metreyi bulan bu kaplumbağalar, sini görünümündeler. Yumuşak bir kabuğa, üç tırnağa ve son derece kuvvetli ön yüzgece sahipler. Dişleri olmayan Trionyx Triunguis’ler etoburlar ve çoğunlukla balık, solucan ve yengeç yiyorlar.

 

Bakardi ve Aşı Koyu

Mergenli Köyü sınırları içindeki bu koylar Dalyan’ın doğu sahillerinde bulunuyor. Dinlenmek ve gözünüzün görebileceği en güzel denizlerden birinde yüzmek için mükemmel yerler. Buralarda, el değmemiş doğada tatil keyfi yapmak mümkün.