Muğla’nın, güneyindeki ilçelerinden Ortaca, Güney Ege’de yer alıyor. Doğuda Dalaman, güneyde Akdeniz, kuzey ve kuzeybatısında Köyceğiz ile çevrili.

 

Anadolu’dan Ege’ye uzanan dağların denize doğru alçalması nedeniyle bölge tamamen bir ova konumunda, düz ve engebesiz bir arazi yapısına sahip. Bölgedeki tek dağlık alan Gökbel- Dereköy ve Sarıgerme üçgeni içinde kalıyor.

 

İlçenin turizmdeki ününü oluşturan en önemli etkenler; sınırları içindeki Dalyan beldesi, Sarıgerme köyünde bulunan Sarıgerme Plajı ve plajın hemen sağındaki Aşı ve Bakardi Koyları…

 

Engebesiz arazi yapısı, yıl içinde 8 ay boyunca kendini alabildiğine gösteren güneşi, dünyanın en değerli kumsalları arasında gösterilen İztuzu ve Sarıgerme plajları, tarihin izlerini sürebileceğiniz antik kentleri, dağların dik yamaçlarına kurulu kaya mezarları, Ege ve Akdeniz bölgesinin doğal sınırı sayılan Dalaman Çayı, Dalyan’ın labirenti andıran eşsiz deltası, Kleopatra’nın güzelliğini perçinlediği söylenen çamur banyosu, Sarıgerme Köyü’nde yoğunlaşan tatil köyleri bölgenin turizmdeki değerlerinden birkaçı…

 

Ortaca’da ekonomi yoğun olarak tarıma dayalı. İlk sıradaki pamuk üretimini buğday, portakal, limon ve mandalina takip ediyor. Dalyan ve çevresinde yoğunlaşan balıkçılık ise yöre insanı için önemli bir ekonomik faaliyet olmasının yanısıra, bir yaşam tarzı ve kültürü. Çiçek çeşidi açısından da hayli zengin Ortaca, arıcılık için de uygun bir bölge. Özellikle narenciyenin çiçek mevsimi oldukça önemli. Son yıllarda artan seracılık da bölge ekonomisinin önemli değerlerinden biri haline geldi.

Ortaca’nın Kuzeybatı sınırındaki Köyceğiz Gölü ve Dalyan Deltası’ndaki sazlıkların zenginliği, ilçeyi kuş gözlemcileri için de önemli merkezlerinden biri kılıyor. Dünyaca ünlü ve Dalyan’a özgü Caretta Caretta türü kaplumbağalar da yine birçok hayvanseveri bölgeye çekiyor. Yöre halkının, bir çok ulusal ve uluslararası kuruluşun desteği ile Caretta Caretta’lar bugün tam bir koruma altında.

 

Marmaris ve Fethiye gibi iki önemli turizm noktasının ortasında yer alması sonucu oluşan hareketlilik, ticari ve turistik anlamda Ortaca’nın günlük yaşam ritmini daha da hızlandırıyor.

 

Her defasında yeni şeyler keşfetmek isteyenlerin değişmeyen tatil bölgesi Ortaca’da, doğa sporları son yıllarda oldukça ilgi çekmekte. Gökbel-Dereköy-Sarıgerme üçgeninde kalan dağlık alan; Dalaman Çayı’na olan yakınlık; Dalyan kanallarının labirenti andıran görüntüsü; Gökbel Dağı’ndaki Radar Tepesi diye anılan bölge; ilçenin trekking (doğa yürüyüşü ), kano, rafting, yamaç paraşütü, bisiklet turları ve jeep safari gibi bir çok alternatif sporun önemli merkezlerinden birisi olmasını sağlamış.

 

Büyük kentlerin kirli havasından ve kargaşasından uzaklaşmak isteyenler için, vazgeçilmez doğasını ve diğer güzelliklerini misafirlerine sunan Ortaca’yı tek bir cümleyle özetlemek gerekirse, o da mutlaka buraya geri döneceğinizdir. Çünkü Ortaca, her mevsimi bir defada yaşatan ama her mevsimde de farklı bir diyar.

Akıncı Köyü

Son sayıma göre nüfusu 650 olan Akıncı Köyü’nün, Ortaca’ya uzaklığı 5 km. Ortaca-Dalaman yolu üzerinden, eski Sarıgerme yoluna sapıldığında karşınıza çıkan ilk köy Akıncı. Köyün hemen doğusunda bulunan Dalaman Çayı, Ortaca-Dalaman sınırını oluşturuyor. Köyün hemen içinde 2 dönümlük bir arazi üzerine kurulu Şadırvan Restaurant, yörenin tüm tatlarını şık dekorasyonu eşliğinde sunuyor.

 

Akıncı’nın ekonomisi tarıma dayalı. Uzun yıllar geçimini pamuk ekimi yaparak sağlayan köy halkı, zamanla narenciye ekimine de ağırlık vermiş. Son zamanlarda ise karpuz ve nar ekimi de öne çıkıyor.

 

Dereköy

Eski bir yerleşim yeri olan Dereköy’ün nüfusu 413. Ortaca’dan yaklaşık 6 km’lik bir yolculuktan sonra köye ulaşılıyor. Köyde yerleşim daha çok, batısında yer alan Pınarcık ve Boynuzcuk dağlarının eteklerinde.

 

Çeyiz sandığı, kırmızı duvak, at yarışı gibi adetlerin hala yaşatıldığı köyde, hemen her evde ocak var. Haftanın belli günlerinde evlerinde “Buhur” yakan köy halkı, daha çok mısır yetiştiriyor. Susam, pamuk ve buğday da ekilen köyde, arıcılık ise eskiden beri uğraştıkları işlerden.

 

Dereköy’ün, İztuzu’na en yakın köylerden Gökbel ile bağlantısı, son yıllarda yapılan 4 km’lik yol ile sağlanıyor.

Ekşiliyurt

Ortaca-Dalyan yolu üzerindeki ilk köy. Nüfusu 2109; Ortaca’ya uzaklığı 5 km. Narenciye üretimi ile Ortaca’da diğer köylerden daha ünlü. Yol boyunca sağlı sollu uzanan narenciye bahçelerini görmeniz mümkün. Ekşiliyurt’un adı, eskilerin turunça “ekşi” demesinden geliyor. Köydeki narenciye üretiminin bolluğundan yöreye Ekşiliyurt denmiş. Seracılık ve narenciye köyün ekonomisini oluşturuyor. Köyde tam olarak hangi tarihte yapıldığı bilinmeyen ancak Rumlardan kaldığı düşünülen bir değirmen vardır. Uzun yıllar çalıştırılan bu değirmen şu an kaderine terk edilmiş durumdadır.

 

Eskiköy

Ortaca yolundan Dalyan’a doğru gelirken, Dalyan’a girmeden kavşaktan sağa dönüp Dalyan-Köyceğiz bağlantı yoluna girdiğinizde karşınıza çıkan ilk yerleşim yeri. Nüfusu 1400; Ortaca’ya uzaklığı ise 13 km. Yol boyunca size sığla ağaçları eşlik ediyor.

 

Dünyaca ünlü turizm merkezi Dalyan’a yakınlığı, köyü, yurtdışından gelen misafirlerin tercih ettiği yerleşim noktalarından biri haline getirmiş. Eskiköy’de Alman ve İngiliz ailelerin evleri bulunmakta.

 

Köyün ekonomisini ağırlıklı olarak tarım, hayvancılık ve seracılık oluşturuyor.

Fevziye

Dalaman-Ortaca yolundan sola, eski Sarıgerme yoluna dönüldüğünde yol üzerindeki üçüncü köy. Dalaman Çayı kıyısına kurulu. Nüfusu 793 ve Ortaca’ya uzaklığı 12 km. Etrafında bulunan dağların neredeyse tamamı zeytin ağaçları ile çevrili, haliyle köyün ekonomisini ağırlıklı olarak zeytincilik oluşturuyor. Diğer köylerden toplanan zeytinler de, işlenmesi için (pres edilip zeytinyağı haline getiriliyor) Fevziye’ye getiriliyor.Fevziye yolunun üzerinde, yolun her iki tarafında kurulu çiçek seraları oldukça dikkat çekicidir.

 

Kültürlerini korumak ve gelecek nesillere ulaştırmak amacıyla 1994 yılında kurdukları “Fevziye Köyü Sosyal Dayanışma ve Çevre Koruma Derneği” bünyesinde gerçekleştirilen müzik ve tiyatro çalışmaları takdir toplamıştır.

 

Köyün turizm alanında sesini duyurması ise “Çürükardı Mevkii” denilen bölgedeki kükürtlü su sayesinde olmuş. Kükürtlü suların, iç ve dış kadın organlarından görülen iltihap ve akıntılara, solunum yolları, deri hastalıkları ve romatizmal rahatsızlıklara iyi geldiği bilinmektedir.

Gökbel

İztuzu plajının hemen üstünde, Ortaca’nın en uzak köyü. Nüfusu 497 ve Ortaca’ya uzaklığı 18 km. Gökbel dağının eteklerinden kurulu.

 

Dalyan’la birlikte anılan köye ulaşım sırasında karşınıza çıkan yol hayli etkileyici. Yolun karşı yakalarını süsleyen zakkumlar; eğer aylardan mayıs ise çiçekleri karşılıyor sizi. Hemen sağındaki Sülüngür Gölü’nün kıyıları, her daim, güneşin batışını seyreden insanlarla dolu. Sınırlarının başlangıcındaki kır evinin arkasında, dağın hemen dibinde şimdiye kadar pek ilgi çekmemiş büyük bir kaya mezarı mevcut. Yol üzerindeki kır evinden, bu kaya mezara nasıl ulaşılabileceğini öğrenmek mümkün. Dağa doğru tırmanışınız, sizi eşsiz bir doğanın, ağaçlarla kaplı ormanlık arazinin içine çekiyor. İztuzu Plajı dönüşü, sağlı sollu bulunan gözlemecilerden birine kurulup kendinize bir ziyafet çekmenizi tavsiye ederiz.

 

Köyün ekonomisini birkaç turizm işletmesi, ağırlıklı olarak ise tarım ve hayvancılık oluşturuyor. Köyde adaçayı, kekik ve defne yaprakları da toplanarak ekonomiye katkı sağlanıyor.

Gölbaşı

Köyün ilçe merkezine uzaklığı 3 km. Ortaca’ya en yakın köy olan Gölbaşı’nın nüfusu 260.

 

Gölbaşı ismi, anlatılanlara göre, Kocabel mevkiinde bulunan gölden kaynaklanıyor ama göl zamanla kurumuş. Kuruyan göl anısına da buraya Gölbaşı adı verilmiş.

 

Köy halkı geçimini narenciye, seracılık, pamuk ve susam ekerek sağlıyor. Ormanlık alandaki Gölbaşı’nın ekim için tarım arazisi az. Bu yüzden hayvancılık da önemli ölçüde gelişmiş.

 

Köy halkının 1999 yılında kurduğu “Gölbaşı Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Çevre Koruma Derneği” daha çok sanatsal faaliyetlere ağırlık vererek, köy içinde bir tiyatro grubu oluşturmuş.

 

Güzelyurt

Eski adı Kızılyurt olan köy 1980 yılında Güzelyurt adını almış. Ortaca’dan kalkan minibüslerle köye ulaşabilirsiniz. Eski Sarıgerme yolu üzerinde, Fevziye’den önceki Akıncılar’dan sonraki köy. Ortaca’ya uzaklığı 12 km olan köyün nüfusu 1561 ve Ortaca’nın en büyük köylerinden biri.

 

Geniş bir tarım arazisine sahip olan Güzelyurt halkı narenciye, pamuk ve her türden meyve ekimi yapıyor. Yalnız diğer köylerde olduğu gibi, seracılık son yıllarda burada da oldukça yaygınlaşmaya başlamış. Seralarda domates ve turfanda sebze yetiştiriliyor. Ayrıca arıcılık, uzun yıllardır köy halkının uğraşlarından biri.

Karadonlar

Gökbel üzerinden ulaşmak isterseniz hemen merngenli’den sonraki köydür. Ortaca’nın tarih açısından önemli merkezlerinden biridir. Sınırları içindeki kaya mezarları, Dalyan beldesinde bulunan kaya mezarlarının benzerleri olan karadonlar köyüne ulaşmak isterseniz gökbel üzerinden gidildiğinde Mergenli’den sonraki köydür. Topan Dağı ve Deliklitaş mevkiinde Kayra harabelerini görebileceğiniz köyün nüfusu 350.

 

Köy halkı geçimini ağırlıklı olarak tarımdan elde ettiği gelirle sağlıyor. Ayrıca orman ürünleri, kekik ve adaçayı da ekonomisinde katkı sahibi.

 

Kemaliye

Ortaca-Dalyan yolu üzerinde Ekşiliyurt’dan hemen sonraki köy. İlçe merkezine uzaklığı 6 km olan köyün nüfusu 857. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılıklarından dolayı, yaşadıklara bu yere Kemaliye denmiş. Son yıllarda dışarıdan oldukça göç alan köy ortaca-dalyan arasında yerleşim için uygun alanlardan birisi.

 

Kemaliye Köyü’ne girdiğinizde fark edeceksiniz ki, herkes evinin bahçesinde kendi sebze ve meyvesini yetiştirmekte. Narenciye bu köyde pamuk ve seracılığın da önünde.

Mergenli

Ortaca’ya 17 km uzaklıktaki köyün nüfusu 737. Aşı Koyu’nun sınırları içerisinde olması turizm noktaları açısından popülaritesini arttırmış. İztuzu Plajı’na doğru giderken Gökbel Köyü içinden sola saptığınızda, biraz virajlı ancak bir o kadar keyifli yolculuk sonrası Mergenli’ye ulaşabilirsiniz. Sınırları içindeki at çiftliğinde yapılan safari de ilginizi çekebilir. Yörenin en eski köylerinden Mergenli’nin girişinde yer alan ve 1702 yılında yapıldığı tahmin edilen cami ilgi çekici.Tarih bakımından da zengin olan köyde eski Mergenli diye adlandırılan bölgede kaya mezarları mevcut fakat define avcıları tarafından tahribata uğramışlar.

 

Köyde ağırlıklı olarak pamuk üretimi yapılmakta. Bunun yanı sıra narenciye ve seracılık, yüksek miktarlarda toplanan adaçayı, kekik ve defne de ekonomiye katkı sağlıyor.

 

Okçular

Ortaca-Dalyan yolu üzerindeki en son köy. Ortaca’ya uzaklığı 8 km olan köyün nüfusu 1900. Yolun iki yakasına kurulu Okçular Köyü’nde seracılık ve narenciye, pamuk ekiminin yerini almış durumda. Köye girerken; narenciye bahçeleri portakal, limon ve mandalina kokularıyla karşılar sizi.

 

Okçular Köyü’nde eski bir konak harabesi var. Yapım tarihi tam olarak bilinmiyor ancak Çakırcalı Mehmet Efe tarafından yaptırıldığı söyleniyor.

 

Dalyan’a yakın oluşu, turistler için yerleşim yerlerinden biri olmasını sağlamış. Bugün Okçular’da, yapımı hızla devam eden lüks villa ve sitelere rastlanıyor.

 

Okçular Köyü’nün, turistler haricindeki en önemli ziyaretçileri leylekler. Okçular’a, Ortaca üzerinden ilk girişte, hemen sağdaki çam ve okaliptüs ağaçları üzerinde bir çok leylek yuvası görmek mümkün. Özellikle yavru çıkartma zamanlarında oluşturdukları ilginç görüntüler, turistler ve yöre halkı tarafından ilgiyle seyrediliyor.