Ana Sayfa > Önceki Yıllar > Ortaca Dalyan Sarıgerme > Kanal Temizliği ve Dalyan’da Yaşayan Yabancılar

KANAL TEMİZLİĞİ VE DALYAN’DA YAŞAYAN YABANCILAR

27 Ağustos 2018 Pazartesi

Çevre temizliği ile başladım güne. Muğla Büyükşehir Belediye ekipleri ile kanal temizliğinde bulunabileceğim ve onlara yardım edebileceğimi öğreniyorum. Çevre için seve seve gidiyorum.

İlk olarak kanal kıyısına gelen çöpleri, adından da teknelerin çöplerini boşalttıkları sintine adı verilen tesise yanaşan bir teknenin atık sularını çekmek için işleme yardım ediyorum. Son olarak da yolda çöp temizleyen ufak kaldırım makinesine etraftaki çöpleri süpürüyorum.

Bugün Dalyan için ufak bir çalışma yaparak başlıyor. Ardından Dalyan’da yaşayan yabancılar ile görüşmelerim var. İlk olarak bildiğim bir duraktan, barlar sokağına yakın yerde sevimli bir el işi ürünleri satan Piraye adındaki dükkanın işletmecisi, İstanbul’dan gelme, Ali ve Seher’e misafir oluyorum. Yine önce ki seferlerdeki gibi kibar ve ilgili şekilde ağırlıyorlar. Dükkana 6 yaşındaki kızlarının ismini vermişler, buraya gelme sebeplerinde Piraye’nin de etkisi olmuş. Küçük Piraye’nin hayvansal gıdalara alerjisi varmış ve sağlıklı beslenmesi gerekiyormuş. Dalyan’ın sağlık konusunda doğru bir tercih olduğu kesin bana kalırsa.

İkinci buluşmamıza giderken lacoste saatimin pimini düzelttiriyorum çarşı üzerinde bir dükkanda. Yeni saatim kolumda 27 yıldır Türkiye’de yaşayan Mark adındaki aslen İngiliz ama kalben Türk bu samimi Dalyanlı ile tanıştırılmak isteniyorum ama görür görmez fark ediyorum ki, ben aslında Mark ile zaten tanışmışım. Green Bar’da çok kısa bir muhabbetimiz olmuştu tatilimin ilk günlerinde. Mark 6 yıldır Dalyan’da ve 20 yıl önce eşi Hülya ile evlenmiş, beraber İzmir’den göç etmişler bu güzel yere. “Burası bir cennet” diyor Mark konuşmamız esnasında. Malum, İngiltere varken neden burayı tercih ettiği hepimizin aklında bir soru. Mark kısa bir tereddüt bile yaşamamış, zaten Türk vatandaşlığı alalı da çok olmuş. Türk gibi Türkçe konuşarak “siz Türkler çok ama çok misafirperversiniz ama etrafınızı çok pisletiyorsunuz” diyor ardından da burada yaşayan yabancı arkadaşlarıyla gönüllü olarak kanal temizleme turlarından bahsediyor.

Rebecca Özdemir’in hikâyesi ise daha ilginç. 15 Yıldır burada yaşayan aslen İngiliz olan Rebecca’yı buraya güzel doğa değil, aşk getirmiş. Otel sahibi Türk eşi Emrah ile evlenince buraya yerleşmiş, “buralar bu kadar güzel olmasa sen Emrah’a aşık olmazdın” diyorum, güzel bir gülüyoruz hep birlikte. Rebecca ‘Türkiye’nin en iyi işi’ projesini, taaa en başından, hatta ben daha kazanmadan önce takip edenlerden. O yüzden konuya çok hakim fakat biraz ufak hatalar yaparak konuştuğu Türkçesi ile kanyondan bahsediyor, beni kutluyor. Başta tam olarak anlayamıyorum. Biraz da izah edince ortaya çıkıyor, meğer iki hafta önce Toparlar kanyonundaki şelaleden atlarken ayağını burkup sırtımda taşıdığım kız ve ailesi Rebecca’nın otelinde kalmışlar. Benden de tekrar tekrar çok kez bahsetmişler ve Rebecca, “sen onların kahramanı olmuşsun ya” diyor ben yanından ayrılırken, samimi bir tavırla.

Akşam yemeğimiz Çağrı Pide Pizza Restoranda bir yemek ama öncesinde bugünün son durağı BC Spa otelin sahibi Kadir Bey ile söyleşi. Kendisi aslen Antepli ama İstanbul’da büyüyüp, burayı yaklaşık 15 yıl önce keşfetmiş ve aslında sıfırdan başladığı iş hayatında inanılmaz büyük bir başarı elde etmiş. Buranın en iyi otellerinden birini işlettiği gibi Dalyan için merkezde bir Atatürk heykeli, asfalt ve patika yollar, rehabilitasyon merkezi, futbol sahaları, mescit ve daha farklı birçok hizmette bulunmuş ve bulunma çalışmaları içerisinde.

Kendisi ile çok kez sohbet etmiş olmama rağmen, bugün bir kere daha etkileniyorum, ilerisi için yapacağı planları dinlediğimde çünkü aklımın bir köşesinde hep buraya sıfırdan ama tamamen sıfırdan geldiği bilgisi var. Başarmanın gerçek timsali resmen kendisi.

Instagram.com/bestjobinturkey 

Instagram.com/efetanay

Instagram has returned invalid data.