24. Gün: Dalyan’da Sanat
Tarih; 24 Ağustos 2018 Cuma

Güne Dair Notlar!

Sabah 5’te kalkıp dünün yazısını yetiştirme planı ile yatıyorum önce ki gün. Aslında yatarken yorgunum ama sabah kolayca kalkıyorum. Yazı yazmak da sabah daha bir akıcı oluyor.

 

Ardından Dalaman havaalanı…

 

Moskova’dan kız arkadaşım Elya geliyor bugün. Vardığımda fark etmemişim ama Dalaman büyük ve güzel bir havaalanıymış, belki de heyecanlı ve mutlu bir şekilde gittiğim için bugün ayrı bir güzel görünüyor havaalanı.

 

Sarıgerme’deki The One Club Otelimize giderken yol üstünde Fevziye’deki Sülfürlü suya uğruyoruz. Elya oranın fotoğraflarını gördüğünde çok beğendiğini söylemişti, zaten bana da bir kere gitmek yetmemişti.

 

Yine ve yeniden etkiliyor suyun eşsiz maviliği. Bana kalırsa buraya on kere gelsem de yine aynı şekilde hissederim. Elya, zaten gördüğü anda hayran kalıyor. Sıra dışı açılarda çok güzel fotoğraflar yakalıyor. Elya, Rusya’nın en etkili markalarından birinde pazarlama ve marka departmanının yöneticisi, yani bu konulara hâkim.

 

Sonrasında ekiptekilerle buluşup Dalyan merkezde sanat turuna çıkıyoruz.

 

Merkez camiin yanındaki meydanda Nur Art Gallery’yi geziyoruz ilk olarak. Bütün ürünler Türkiye’de üretilmiş, bir iki ufak istisna dışında. Hemen hepsi de el yapımı. Ufak bir Dalyan hatırası hediye ediyor işletmecisi. Son yıllarda gittiğim yerlerden hiçbir eşya almıyorum ama Dalyan’ın yeri artık başka. Bu süs bana ileride bu güzel günlerimi hatırlatacak.

 

Devamında barlar sokağındaki Arteast mağazasına giriyoruz. Elya kadar ben de hayranlıkla bakıyorum sattıkları ürünlere. Mağaza el örgüsü giysiler, Türkiye’nin her bir noktasından toplanmış özel ürünlerle bezeli. Takıların yüzde seksenini dükkânın sahiplerinden birinin yaptığını öğrenince şaşırıyorum çünkü bin civarı takı olsa gerek raflarda. Neredeyse hepsi el yapımı ama özel bir işçilik, sıradan basitçe yapılmış el yapımlarından değiller, belli.

Turun devamında Dalya’nın arka sokaklarını gezerek bir atölyeye geliyoruz. Girer girmez de sanat durağının en etkili yerine geldiğimizi anlıyorum. Burası İzmir’den buraya yerleşmiş, Mustafa Demirtaş’ın Odun Sanat Evi. Girişte iri bir kütüğe paha biçilmez bir değer katarken tanışıyorum kendisiyle. Mustafa Bey, her bir köşesi ufak detaylarla kaplı bu eserin içindeki mesajları anlatıyor, bir yandan da işine devam ediyor. Muhabbet ilerleyince de hemen arkadaki sanat evini gösteriyor bize.

 

İki katlı bu ufak alana dünyalar dolusu eser sığdırmış Mustafa Bey. Yeteneğini keşfedeli 40 yıl olmuş ama birçok sanatçıda olduğu gibi kendi dünyasında üretip bir sonra ki eserine yönelmiş. Pazarlamayla, reklamla uğraşan tarzda bir yapısı yok ve mütevazi bir hayat sürüyor Dalyan’ın arka sokaklarında. Bu harikulade eserleri bir şekilde öğrenip özel olarak kendisini ziyaret eden olduğunda satıyor.

 

Sanırım mütevazi sanatçıların kaderi, destek görememek, Mustafa Bey de bu dertten muzdarip biraz. Etkileyici eserlerini tek tek inceledikten sonra bir kahve içerek bütün bu konuları konuşuyoruz.

 

Bugün öğlen yemeğini de akşam yemeğini de Çağrı Restoran’da yiyoruz. Öğlen et ve ev yemekleri, akşamında da balık bölümündeyiz. Soframızı donatıyor çalışanlar. Biz yemeğimizi bitirirken de bir hafta önce Sarıgerme’de tanıştığım atlı Jandarmalar geliyor. Jandarmalardan önce atları tanıyorum. Büyük bir mutlulukla geçiyorum bu besili güzellerin arasına ve restorandan getirdikleri havuçlarla besliyorum.

 

Akşamında Sarıgerme’deki The One Club Otel’den, Dalyan’daki BC Spa otele geçiyoruz Elya ile birlikte.

 

Elya’ya ilk gününde artık evim kadar iyi bildiğim Dalyan’ı, bir de akşamleyin gösteriyorum.

Günün Fotoğrafları