16. Gün: Sarıgerme
Tarih; 16 Ağustos 2018 Perşembe

Güne Dair Notlar!

Sarıgerme, Ortaca’ya bağlı ufak bir kasaba. Tatilin ikinci yarısına başlarken denk geliyor Sarıgerme gezisi. Plajının, İztuzu ile aynı güzellikte olduğunu günlerdir herkesten duyuyorum ama Sarıgerme daha turistik bir yer. Üzerinde büyük otellerin olduğu uzun bir kumsalı var ama bu güzel kumsala uğramadan önce Sarıgerme’nin merkezini geziyorum. Öğlen saati çarşı bomboş çünkü herkes o güzel sahilde. Çarşının girişindeki Almanya göçmeni Engin Bey  “Buralar anca akşam dolar” diye söze giriyor ve Sarıgerme’yi anlatmaya başlıyor. Güzel bir muhabbet olsa da Sarıgerme ile ilgili sorularıma pek de tatmin edici cevaplar veremiyor ve beni ufak bir cafe işleten başka bir esnafa yönlendiriyor, “Buranın inciğini cıncığını o” bilir diyor.

 

Yol üstünde yerel camiye ve ilkokula uğruyorum. Zaten Sarıgerme’nin boyu bir kilometre dahi yok. Bir oraya bir oraya yürüyorum çarşı içinde. Sevimli ilkokulun bahçesinde patlak bir top bulup biraz basket oynuyorum. Alçak potalara smaç basıp ardından da bahsettiği ufak kafeyi buluyorum.

 

Yine ayrı bir muhabbet, yine konumuz Sarıgerme’yi anlamak. Her konuşmada konu dönüp dolaşıp sahilin güzelliğine geliyor. Buranın temizliği ve güzelliği sebebiyle mavi bayrak ödülü almış bir plaj olduğunu öğreniyorum.

 

Plaja Sarçed yani sarıgerme çevre eğitim derneği tesislerinden giriş yapıyorum. Halka açık ve oldukça makul fiyatlı olan bu tesis, her yönüyle örnek bir yer. Etrafı otellerle çevrili olduğu için burası halkın plajı kullanabileceği en uygun yer. Sarçed işletme müdürü İsmail bey, ben tesisi dolaşırken baştan sona eşlik ediyor. Sonra da güzel bir gözleme yiyoruz. Ben de ucundan el atıyorum gözleme pişirme faslına.

Bütün günüm deniz etrafında geçiyor ama hala denize girebilmiş değilim. Bu sakinlikten sonra pek denize girmeye niyetim yok ama bugün denize sert bir giriş planlanmış benim için. Heyecanlı su sporları yapacağım bugün. Mable denilen koltuk şeklindeki şişme yastıkla hız motorun arkasında 15 dakikalık bir tur planlıyoruz. Ağabeyim Mert ile yan yana geçiyoruz yastığın üstüne. İple bota bağlıyız ve bot birden hızlanıp sert dönüşler yaparak bizi savuruyor. İlk başta sakin sonra akıl almaz bir hızla gidiyoruz. Gerçekten çok eğlenceli ama aslında adrenalin sevmeyenler için ise oldukça korkunç bir şey. Mert’le birlikte zevkle iniyoruz aletten.

 

Ben sonrasında 15 dakika rüzgar sörfü yapıyorum. Sert rüzgardan dolayı erken pes ediyorum. Rüzgar beni bir taraftan alıp diğer tarafa vuruyor.

 

Denizden çıktığımda İsmail Bey bizi sahildeki Sarçed tesisine yemeğe davet ediyor. Tost, nar suyu, kahve üçlemesinden sonra sahilin ilerisinde katamarana binmek için Tui Blue Sarıgerme Park’a gidiyorum. Katamaran iki ayrı kayığın birbirine bağlanmış ve üstü yelkenle kaplanmış bir alet. Çok iyi bildiğim ama hiç binmediğim bir araç. Benim için bugünün en beklenen anı bu.

 

Karmaşık iplerle dolu aleti nasıl kontrol edeceğimi göstermesi için beni Suat hoca ile tanıştırıyorlar. Birkaç karmaşık anlatımdan sonra Suat hoca, “sen merak etme karışık kısımların kontrolü bende” diyor. Suya çıktığımızda da Suat hoca, hızdan zevk aldığımı görünce, bir de aleti yan kaldırmaya başlıyor. Bir ara doksan dereceye kadar, yani resmen suya dik açıya kadar dönüyoruz. Adrenalin dolu bir sürüş oluyor. İnerken Suat hoca “bu alette yapılabilecek her şeyi yaptırdım sana” diyor. Katamaranda iş bittiyse de buralarda yapılacak daha çok şey var.

Günün Fotoğrafları